Çözüm Alanları

Boşaltım Sistemi

Genellikle boşaltım sistemi elemanları farklı sistemler altında incelenir ve birbirinden ayrı olarak değerlendirilir.

Sindirim sonrası karbondioksit, amonyak, üre ve ürik asit gibi atık madde yükünün bir an önce vücuttan uzaklaştırılması gerekir. Bu görev boşaltım sistemine aittir.

Boşaltım sistemi, fabrika atıklarını toplayan bir temizlik şirketi gibidir. Temizlik şirketinin görevini yerine getirebilmesi için fabrikanın etrafında bir nevi nehirler oluşturulmuştur. Atıklar bu nehre; yani toplardamarlara verilir. Ancak plazmanın içinde sadece atıklar değil vücut için önem arz eden su, glukoz, aminoasitler, yağ asitleri, mineral, vitamin ve elementler gibi birçok faydalı molekül vardır. Temizlik şirketi bunları ayırt ederek faaliyetlerini ona göre gerçekleştirir. Ardından zehirli atıklar, onun aracılığıyla ilgili merkezlere ulaşarak vücut dışına tahliye edilir. Bu işte görev alan merkezler böbrekler, kalın bağırsak, akciğerler, karaciğer ve deridir.

Böbrek

Böbreğin başlıca görevleri kan volümü ve kan basıncını doğru aralıkta tutmak; sodyum, klor, potasyum, kalsiyum, hidrojen, fosfat ve kan pH dengesini sağlamak; üre, ürik asit, kreatinin gibi metabolizma ürünlerini atmak yoluyla kanı süzmektir. Böbreklerde süzme işlemini gerçekleştiren birimlere nefron adı verilir. Kan, böbrek atardamarı ile nefronlara girdiğinde, var olan yoğun kılcal damar yumağı sayesinde süzülür. Ancak süzülen kanda atık maddelerle birlikte fazla miktarda su, glukoz, vitamin, mineral gibi faydalı maddeler de vardır. Bu nedenle süzme işleminden sonra yine nefronlarda bulunan kılcal damarlar sayesinde vücuda faydalı maddeler geri emilerek tekrar dolaşıma verilir. Nefronlardan süzülüp temizlenen kan, böbrek toplardamarı ile yeniden sistemik dolaşıma katılır. Atık maddeler böbreğin havuzcuk kısmında idrarı oluşturur. İdrar, böbrekler ile mesane arasında üreter adı verilen bir kanalla mesaneye gönderilir. Mesane dolunca kaslı yapısı sayesinde kasılarak idrarın üretraya, oradan da vücut dışına atılmasını sağlar.

Sağlıklı bir insanda günde yaklaşık olarak 180 litre kan böbreklerden süzülür. Bir insanda ortalama 4-6 litre kan olduğu düşünüldüğünde, vücuttaki kan günde yaklaşık 30 defa böbreklerden geçer.

Böbreklerin Mükemmel Süzgeçleri

Böbreklerde bulunan nefron adlı süzgeçler eşsiz bir tasarıma sahiptir. Bu mikro süzgeçlerin arkasında faydalı ve zararlı molekülleri algılayabilen mikro arıtma tesisleri vardır. Bu tesisler bir nevi mikro borulardan oluşmaktadır. Bu mikro borular glukozu, sodyumu, kalsiyumu, kloru vb. mineralleri tanır ve süzme işlemi bu doğrultuda gerçekleştirilir. Bir böbrekte bir milyondan fazla süzgeç ve her süzgecin kendine özgü boru hatları olduğu düşünüldüğünde, bu boruların uç uca eklenmesiyle ortaya 31 kilometre uzunluğunda bir boru hattı çıkar. Bu kadar uzun bir yapı, yalnızca tek bir böbreğin içerisine yerleştirilmiştir.

Normalde vücutta bulunan atardamarlar giderek incelerek kılcal damarları oluşturur ve sonra da bu kılcal damarlar toplardamar olarak devam eder. Ancak nefronlardaki damarlar, vücudun diğer damar yapılarından farklıdır. Nefrona gelen ve nefrondan çıkan kılcal damarlar atardamar yapısındadır ve her biri vücuttaki diğer kılcal damarlardan daha sağlam ve basınca daha dayanıklıdır. Atardamar yapısındaki kılcal damarlar sayesinde süzme işlemi verimli bir şekilde gerçekleşir ve faydalı maddeler vücutta kalır.

Kalın Bağırsak (Kolon)

Genel tanımda kalın bağırsak, su ve tuz emilimi yapan, posalı atıkları vücuttan uzaklaştıran boru şeklinde bir organdır. Oysa kolonun sadece su ve tuz emilimiyle ilgilenen bir atık deposu olmadığını gösteren pek çok bilimsel çalışma mevcuttur. Mide ve ince bağırsakta sindirimi tamamlanan gıdalar kalın bağırsağa gelerek burada bir dizi işleme tabi tutulur. Bu işlemler bile, genel açıklamanın kalın bağırsağı tanımlamakta eksik kaldığını gösterir.

Kalın bağırsak, GİS’in en son noktasıdır. Ancak bu, kalın bağırsağa gelen her malzemenin atılacağı anlamına gelmez. Çünkü buraya gelen posanın içerisinde su ile birlikte vücut için ciddi önem arz eden farklı mineraller de vardır. Bu su ve mineraller, posa kalın bağırsakta kaldığı müddetçe emilir. Kalın bağırsağa gelen 1000 ml posanın yalnızca onda biri dışkı olarak dışarı atılır. Geri kalan 900 ml emilerek tekrar vücuda kazandırılır.

Kalın bağırsağa gelen posanın orada kalma ve emilim süresi ortalama 5-7 saattir. Elbette vücuda giren besinlerin özellikleri, stres vb. faktörler bu süreyi etkiler. Posanın kalın bağırsaktaki kalış süresinin artması durumunda daha fazla emilim olduğu için özellikle konstipasyon baş gösterebilir. Yine kalın bağırsaktaki kalış süresinin artmasına bağlı olarak, atılması gereken bazı maddeler da tekrar kana geçebilir. Bu durum kısır bir döngüye neden olabilir ve böylece istenmeyen cilt hastalıkları, vertigo, hipertansiyon vb. klinik durumlar meydana gelebilir. Bu nedenle kalın bağırsağa gelen posa, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılmalıdır.

Boşaltım Sistemi Hastalıkları ve RTM Yaklaşımı

Başlıca Boşaltım sistemi hastalıkları şöyledir;

• Akut böbrek yetmezliği

• Kronik böbrek yetmezliği

• Böbrek taşları,

• Kalıtsal böbrek hastalıkları,

• Alt ve üst idrar yolu enfeksiyonları,

• Neoplastik hastalıklar…

Boşaltım sistemi organlarından böbrek vücut sıvı döngüsünün sağlanmasında ve bedensel temizlenme konusunda önemlidir. Beden yapılarından toksin uzaklaştırmada KC, deri, AC ile birlikte 4 organdan biridir. RTM sistemine göre tüm hastalıkların oluşmasında yer alan bedensel kirlenme basamağının gerçekleşmesinde boşaltım sisteminin görev yapamaması ile şiddetlenir. Bu sistemlerin bozulması ve DNA değişikliklerinin gerçekleşmesiyle kalıcı kale gelerek kronik hastalıklar ortaya çıkar. Bu değişikliklerinin geri çevrilmesi için yine RTM sisteminin sunduğu tedavi triadının ortaya konması gerekir.