Çözüm Alanları

Endokrin Sistem

Hormonal sistem vücuttaki haberleşmenin yürütücüsü olması nedeniyle tüm sistemler içerisinde çok önemli bir göreve sahiptir. Vücutta bulunan trilyonlarca hücre, bu sistem sayesinde birbirinden haberdar olur. Peki hormon nedir?

Vücutta üretilen ve belirli hücreleri veya dokuları harekete geçirmek için kanda taşınan düzenleyici maddelere hormon adı verilir. Hormonlar vücuttaki büyüme, metabolizma ve üreme gibi karmaşık süreçleri koordine eden kimyasal habercilerdir. Vücuttaki karbonhidrat ve yağ metabolizmasından da yine hormonal sistem sorumludur.

Hormonlar bedenin haberleşmesi için özel olarak görevli proteinlerdir. Vücuttaki trilyonlarca hücrenin bağlantısı ve oluşturulacak aksiyonlar hormonlar aracılığıyla sağlanır. Bunu da taşıdıkları mesajlar aracılığıyla yaparlar. Büyüme hormonundan cinsiyet hormonlarına, sindirimi düzenleyen hormonlardan metabolizmayı düzenleyen hormonlara kadar bütün bu hormonal sistem, vücuttaki işleyişi koordine eder.

Hipotalamus

Hipotalamus; beyinde talamusun altında bulunan ve üçüncü ventrikülün tabanını oluşturan ön beyin bölgesidir. Küçük nukleuslardan oluşan hipotalamusun en önemli görevlerinden birisi hipofiz bezi aracılığı ile beyin ve endokrin sistem arasındaki bağlantıyı sağlamaktır. Hipotalamus hipofizden salgılanan hormonların salgılanmasını düzenleyen salgılatıcı ve salgıyı durdurucu hormonlar salgılar. Bu hormonlar kan yoluyla hipofize gelir. Hipotalamus aynı zamanda bazı hormonları sentezler ve depolar. Bu hormonlar sinirin aksonu aracılığıyla hipofize gelir ve buradan salgılanır.

Hipofiz Bezi

Bu kalabalık ailenin reisi hipofiz bezidir. Beynin iç kısmında, koruma altındaki hipofiz bezi, bir bezelye tanesi büyüklüğünde ve yaklaşık 0,5 g ağırlığındadır. Bir nevi orkestra şefi gibi hareket eden bu bez, emirlerini hormonlar aracılığıyla diğer hücrelere bildirir.

Hipofiz bezi kan damarları ve sinir lifleri ile hipotalamusla bağlantılıdır. Bu bağlantı, sinir sistemi ile endokrin sistem arasındaki direkt bir bağlantıdır. Hipotalamustan gelen bilgilere göre hücreleri yönlendiren hipofiz bezi, hangi bölgenin neye ve ne kadar ihtiyacı olduğunu algılayarak diğer sistemlere gönderdiği hormonlarla işleyişi koordine eder.

Hipofizden gelen emirlere göre hormonların üretimi artırılabilir veya azaltılabilir. Hipofiz bunu yaparken DNA’da kayıtlı olan bilgilere göre hareket eder. Örneğin; ilgili sistemin erkeğe mi yoksa kadına göre mi tasarlanacağı, büyümenin ne zamana kadar devam edeceği, kan basıncının ve kalp atım hızının aralığı vb. bilgiler DNA’da kayıtlıdır ve hormonal sistem, bu bilgiler doğrultusunda çalışarak gerekli miktarlardaki hormonların üretimini ve böylelikle hücrelerarası iletişimi sağlar.

Hipofizden gelen emir neticesinde üretilen hormonlar, hiç tanımadıkları yerlere, bilmedikleri hücrelerle bağlantı kurmak amacıyla gönderilir. Beyinden başlayacak bu uzun yolculukta hormonun koruma altına alınması gerekir. Bunun için özel bir paket sistemi geliştirilmiştir; hücre içinde üretilen hormonlar öncelikle endoplazmik retikulum tarafından özel bir zar ile çevrilerek koruma altına alınırlar. Hormon ancak bu aşamadan sonra hedef hücreye doğru yola çıkacak hale gelir. Her bir hormonun kendine ait hedef hücreleri vardır. Hedef hücreye ulaşıncaya kadar diğer hücreler tarafından fark edilemeyen hormonlar, ancak bu hücrelere ulaşınca taşıdıkları mesajları iletir.

Dolaşım sisteminde ortalama bir litre kanda, bir nanogram ile bir mikrogram arası hormon bulunur. Bu kadar az miktardaki hormon, vücuttaki tüm faaliyetler için yeterlidir. Bu nedenle hücre faaliyetlerini anlamak için kandaki hormon seviyelerine bakılarak karar verilmektedir. Hormonların ne zaman ve ne kadar üretileceği, sistemlerden gelen bilgilere göre düzenlenir.

Birtakım nedenlere bağlı olarak hormonların etki ettikleri organlar gereğinden fazla çalışırsa hormon miktarında bir artış olur. Bu bir alarm durumudur ve ilgili organ kendisini harekete geçiren hormonları üreten merkeze, yani hipotalamusa uyarı gönderir. Mesajı alan hipotalamus, uyarıcı hormonun üretimi azaltarak ilgili organ tarafından daha fazla hormon üretilmesinin önüne geçer. Bu geri bildirim ve uyarıların taşınmasında aktif görevli olan sistem sinir sistemidir. Bu nedenle sinir sisteminde oluşabilecek herhangi bir bozukluk nedeniyle hormonal faaliyetler de etkilenebilir.

Hormonal aktivasyonun merkezinde bulunan hipofiz bezinin başlıca yardımcıları tiroid bezi, paratiroid bezi, böbreküstü bezleri, over (yumurtalık) ve testislerdir.

Tiroid ve Paratiroid Bezleri

Tiroid ve paratiroid bezleri metabolizmanın düzenlenmesinde görevlidir. Tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu vücudun metabolik hızını (yani hücrelerin kullanacağı oksijen miktarını), kalp ve sindirim fonksiyonlarını, kas kontrolünü, beyin gelişimini ve kemiklerin korunmasını düzenlemede hayati rol oynar. Tiroksin miktarının artması oksijen tüketimi ve enerji üretiminin artmasına, azalması ise metabolizmanın yavaşlamasına neden olur.

Tiroid bezinden salgılanan kalsitonin ve paratiroid bezinden salgılanan parathormon, kemikler için gerekli olan kalsiyum ve fosforun ana düzenleyicisidir. Kalsitonin, kalsiyumu kemiklerde depolarken, parathormon ise kandaki kalsiyum seviyesinin düşmesi durumunda kemiklerden kana kalsiyum geçişini, böylelikle kanda yeterli miktarda kalsiyum bulunmasını sağlar.

Adrenal Bez

Her bir adrenal bez iki farklı bezin bileşiminden oluşmuştur; adrenal korteks ve adrenal medulla. Kortesk ve medulladan farklı hedef organları olan farklı hormonlar sentezler. Korteksten salgılanan hormonlar; glukokortikoidler, mineralokortikoidler, gonadokortikoidlerdir. Medulladan salgılanan hormonlar ise adrenalin ve noradrenalindir.

Adrenalin hormonunu bir acil çıkış kapısı gibidir. Örnek vermek gerekirse, bir insan yolda yürürken üzerine saldıran bir köpek görünce doğal olarak kaçar. Ancak kaçmadan önce kaslarının kasılarak kalp atışları hızlanır, yani vücudu kaçmaya hazırlanır. İşte bütün bu hazırlık işlemleri adrenalin hormonuyla sağlanır. Peki adrenalin hormonunun salınımı nasıl uyarılır? Tehlike durumunda beyin böbreküstü bezlerine emir göndererek adrenalin hormonu salınımını uyarır, böylelikle adrenalin hızlıca kana salınır. Vücudu alarm durumuna geçiren adrenalinin amacı, bedeni daha dayanıklı ve hızlı hale getirmektir. Adrenalinin kan damarlarında yaptığı etkiye bağlı olarak damarlar genişler ve hayati organlara daha çok kan gönderilir. Kalp, beyin ve kaslara giden damarlar genişleyerek kan akımı artırılırken, sindirim organları, karaciğer ve deriye giden damarlar daraltılarak giden kan miktarı azaltılır. Deriye az kan gönderilmesi sayesinde muhtemel bir yaralanmada kan kaybetme riski en aza indirilmiş olur. Adrenalin karaciğere etki ederek kana geçen glukoz miktarının artırılmasını sağlar; bu acil durumda ihtiyaç duyulan yakıtın sağlanması içindir. Kalp hücrelerinin kasılmalarını hızlandıran adrenalin sayesinde kalp tepe atım hızı artarak vücudun ihtiyaç duyduğu kan sağlanmış olur. Artan kan akımı ve yüksek kan glukoz düzeyi sayesinde kaslar daha güçlü kasılır. Bütün bunların sonucunda metabolizmanın gücü yüzde 100 artmış olur. İnsan daha hızlı düşünerek daha iyi mücadele eder, daha hızlı koşup daha dayanıklı olur.

Overler ve Testisler

Kadın ve erkeğin beden yapıları ergenlik dönemine kadar benzer özelliklere sahiptir. Ergenlikte hipofiz bezi vücutta bazı değişiklikler yapılması için erkeklerde testislere, kadınlarda ise overlere bir dizi emir gönderir. DNA’larda kayıtlı bilgilere göre verilmiş bu emirlere göre şekillenen over ve testisler, erkeklere ve kadınlara özgü hormonları üreterek asıl beden yapısının oluşmasını sağlar.

Pankreas

Aynı zamanda sindirim sisteminin de bir üyesi olan pankreasın hormonal sisteme ait en önemli görevi, kan glukoz düzeyinin ayarlanmasıdır. Bu görev pankreasta bulunan Langerhans adacıkları tarafından yapılır. Bu adacıklardan salınan insülin ve glukagon adlı hormonlar kan glukoz düzeyinin ayarlanmasından sorumludur.

Endokrin Sistem Hastalıkları ve RTM Yaklaşımı

Endokrin sistem hastalıkları etkilenen endokrin bezlere göre sınıflandırılır;

• Hipofiz bezi,

• Tiroit bezi,

• Paratiroit bezleri,

• Endokrin pankreas,

• Böbreküstü bezleri,

• Over ve testisler başlıca endokrin bezlerdir.

Sistem hastalıkları endokrin bezlerin hiper, hipo çalışmasıyla veya kitlesel lezyonları ile oluşur.
Endokrin hastalıklarında bir diğer grup MEN olarak adlandırılan çoklu endokrin bez tümörleridir. RTM sistemine göre endokrin sisten hastalıklarının ayrıca önemi vardır. Hormon sisteminin şefi olan hipofiz bezi merkezi sinir sisteminin ortasında bedenin en korunaklı yerinde muhafaza edilmektedir ve buradan diğer tüm endokrin bezleri yönetici konumdadır. Bu şekildeki bedendeki bütün metabolik faaliyetleri yönetir. RTM sistemindeki hastalık triadında yer alan bedensel kirlenmeden etkilenen en önemli organdır. Ayrıca ailesel hormonal sistem hastalıkları da yatlık oluşturur. Bu etkiler sonucunda tüm metabolik sistemlerde bozulma ve epigenetik değişiklikler meydana gelebilir. Tüm bu süreçleri geri çevirebilmek için RTM tedavi yaklaşımında da hastalık triadında ortaya çıkan bütün değişikliklerin düzeltilmesi hedeflenir.