Çözüm Alanları

Sinir Sistemi

Sinir sistemi, vücudun çeşitli yerlerinden kaynaklanan impusları beyne ve omuriliğe taşıyan, burada oluşan cevapları da ilgili organlara götüren, nöronlar ve diğer hücrelerden oluşmuş kompleks bir ağdır. Sinir sisteminin ana merkezi olan beyinde yaklaşık 100 milyar hücre mevcuttur. Bu hücrelerin ortalama yüzde 15’i nöron (sinir hücresi), geri kalanı ise glia adı verilen temizlik ve beslenmeden sorumlu yardımcı hücrelerdir.

Sinir sistemi merkezi ve periferik (çevresel) sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır. Merkezi sinir sistemi, beyin ve omurilikten meydana gelir. Periferik sinir sistemi ise, merkezi sinir sistemi haricindeki bütün sinirler ve gangliyonlardan meydana gelir. Periferik sinir sisteminin görevi merkez ile organ ve sistemler arasında bağ kurmaktır.

Vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen beyin, vücuttaki oksijenin yüzde 25’ini kullanır. Oksijen beyin için çok önemlidir zira beyin oksijenli solunum yoluyla glukozdan ATP üretir. Beyin, enerji yakıtı olarak sadece dolaşımdaki glukozu kullanır çünkü beyinde glukozun depolanacağı bir birim yoktur. Yağ asitleri kanda albümine bağlı taşındığından, kan-beyin bariyerini geçemez ve bu nedenle beyin için yakıt olarak kullanılamaz.

Sinir Hücresi: Nöron

Nöron veya diğer adıyla sinir hücresi, elektriksel olarak uyarılabilen bir hücredir. Nöronlar, elektriksel ve kimyasal sinyaller üzerinde bilgiyi alır, işler ve iletirler. Santral sinir sisteminin başlıca bileşenleri olan nöronlar, nöral iletişim ağlarını oluşturmak üzere birbirleriyle bağlantı kurabilir. Çeşitli sayıda özelleşmiş nöronlar vardır. Duyusal nöronlar dokunma, ses, ışık ya da duyusal organların hücrelerini etkileyen herhangi bir uyarana cevap veren nöronlardır. Duyusal nöronlar aldığı uyaranı elektrik sinyaline çevirerek omuriliğe veya beyne iletir. Motor nöronlarsa beyin ve omurilikten sinyalleri alarak kasın kasılmasından kasın hareket etmesine kadar tüm hareketlerin oluşmasını sağlar; bunun yanı sıra bez yapılarının üretimini de etkiler.

Kan-Beyin Bariyeri

Kan-beyin bariyeri, kanı serebrospinal sıvıdan ayıran ve hücrelerin, partiküllerin ve büyük moleküllerin geçişi için bir bariyer oluşturan yarı geçirgen bir zardır. Bu bariyer, beyni plazma bileşenlerindeki dalgalanmalardan, nörotransmitterler gibi dolaşan ajanlardan, nöral fonksiyonları bozabilen yabancı kimyasallardan, toksinlerden ve mikroorganizmalardan koruyan çok önemli bir mekanizmadır. Normalde kan damarlarında, çeşitli besinlerin kandan dokulara girmesini sağlayan porlar mevcuttur ancak beyinde bu porlar, çok sayıda büyük molekülün hareketini önlemek amacıyla kapalıdır.

Sinir Sistemi Hastalıkları ve RTM Yaklaşımı

Sinir sistemi hastalıkları nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar olarak iki branşta değerlendirilir.

Nörolojik hastalıklar merkezi ve periferik sistemi hastalıkları olarak ikiye ayrılır.

MS,

ALS,

Parkinson,

Epilepsi,

Migren

Alzheimer

Neoplastik hastalıklar

Vasküler hastalıklar…

Psikiyatrik hastalıklar ise başlıca

Duygudurum bozuklukları,

Somatoform bozukluklar,

Disosiyatif bozukluklar,

Psikotik bozukluklar,

Nörogelişimsel bozukluklar,

Nörobiliçsel bozukluklar olarak sınıflandırılır.

RTM sistemine göre nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların temelinde hastalık triadı olarak ifade ettiğimiz 3 aşama yer alır. Bedensel kirlenme, sistemlerin bozulması, DNA değişikliği. Bu üçlü birbirinden bağımsız sırada gerçekleşebilir. Nörolojik ve psikiyatrik birçok hastalığın temelinde merkezi sinir sisteminde yer alan duyu-motor-mental fonksiyon alanlarında gelişen koordinasyon bozukluğu vardır. Bu koordinasyon problemi hastalık triadı ile birlikte ortaya çıkar. RTM tedavi yaklaşımında da hastalık triadında ortaya çıkan bütün değişikliklerin düzeltilmesi hedeflenir.