Çözüm Alanları

Solunum Sistemi

Dünyaya gözlerini açan bir bebeğin ağlaması, onun hayatta olduğunun ilk işaretidir. Aldığı ilk nefesle birlikte bebeğin akciğerleri yaşam boyu sürecek görevine başlar. Tıp, ilk nefesiyle gökyüzündeki enerjiyi akciğerlerine doldurduğu ve enerji akışını başlatırken ağladığını söyler. Bedenin canlılık hali, enerji akışı sürdükçe devam eder.

Solunum

İnsan bedeninin en önemli kurallarından biridir: Hayatta her şey başladığı yere döner… Kan dolaşımı kalbin solundan başlar, vücudu dolaşır ve başladığı yere döner. Solunum da burunda başlar, yine orada noktalanır.

İnsan vücudundaki tüm hücreler havaya ihtiyaç duyar. Alınan nefesle vücuda giren oksijen molekülleri, vücudun her noktasına ulaşarak karbondioksit molekülleri ile yer değiştirir. Solunumun düzenlenmesinde iki parametre görev alır. Bunlardan birincisi, metabolizmanın çalışması için gerek duyulan oksijen; ikincisi ise metabolizmanın çalışması sonucu ortaya çıkan karbondioksitttir. Vücudun ihtiyacı sinir sistemi tarafından değerlendirilerek soluma sıklığı ve miktarı ayarlanır.

Burun ve Akciğerler

Burun ve akciğerler, solunum sisteminin bir arada çalışan temel elemanlarıdır. Burnun yapısında gelen kokuların algılanması ve havanın ısıtılması ve nemlendirilmesi için özel kıvrımlar mevcuttur. Bu kıvrımlar sayesinde burun günde 15 metreküp havayı (orta büyüklükte bir odaya eşdeğer) süzüp temizleyerek nemlendirir ve ısıtır. Burun, usta bir ayırıcı sisteme sahiptir. Bu sistem sayesinde havayla birlikte alınan toz, bakteri, polen gibi yaklaşık milyarlarca yabancı maddenin vücuda girişi engellenir. Burun bunu saniyeler içinde yapar. Ortamdaki partikül yoğunluğunun fazla olduğu veya partiküllerin daha küçük olduğu durumlarda alınan hava, ikinci uğrak yeri olan soluk borusunda tekrar bir temizlik ve eleme işleminden geçer. Ancak çok küçük boyuttaki partiküller akciğerlere ulaşabilir. Burada da alveolar makrofajlar devreye girerek hem partikülleri hem de giren yabancı mikroorganizmaları temizler.

Burun, aldığı kokuyu bir saniyeden daha kısa bir sürede değerlendirip yaklaşık 3 bin değişik kokuyu birbirinden ayırt edebilecek kapasitededir. Alınan koku elektrik sinyali olarak beyne iletilir. Gelen sinyaller beyinde kayıtlı bilgilerle karşılaştırılır ve böylelikle sinyalin hangi kokuya ait olduğu belirlenir.

Alveoller

Akciğerlerde toplu iğne başından daha ufak olan yaklaşık 300 milyon alveol vardır. Alveoller küçük odacıklara benzetilebilir. Alveolleri saran kapiller ağ sayesinde, nefes almakla alveole kadar gelen oksijen kana geçer ve kandan da karbondioksit alveolün içine girer. Böylece verilen nefesle karbondioksit de vücuttan atılmış olur.

Alveollerin içinde elastikiyeti sağlayan sürfaktan adlı bir madde bulunmaktadır. Alveollerin yüzey gerilimini azaltan bu madde sayesinde alveollerin kollapsı, yani verilen nefesle birlikte alveolün tamamen kapanıp iç duvarlarının birbirine yapışması önlenmiş olur. Vücutta başka bir yerde bulunmayan bu madde, alveol hücreleri tarafından bebeğin doğumuna yakın salgılanmaya başlayarak, doğumla birlikte çalışacak olan akciğerlerin fonksiyonunu yerine getirmesini sağlar.

Akciğerlerden dokulara oksijenin taşınma işlemini eritrositler gerçekleştirir. Nefes almakla birlikte vücuda giren oksijen, eritrositlerin içinde bulunan hemoglobin adlı proteine bağlanarak vücudun en ücra köşelerine kadar taşınır. Uygun yere geldiğinde hemoglobin oksijeni bırakır ve dokular oksijene kavuşur. Oksijen, hücre içindeki işlemlerin ardından karbondioksite çevrilir. Bir dizi kimyasal işlem sayesinde dolaşım sistemi aracılığıyla taşınan karbondioksit, akciğerlere gelir ve burada alveollere geçerek verilen nefesle vücuttan atılır.

Solunum Sistemi Hastalıkları ve RTM Yaklaşımı

Solunum sistemi hastalıkları başlıca alt ve üst solunum yolu hastalıkları olarak ikiye ayrılır. Her iki grupta da enfeksiyon hastalıkları öne çıkar.

Başlıca solunum sistemi hastalıkları şöyledir:

• Alt ve Üst Solunum Yolu enfeksiyonları,

• Allerjik rinit,

• Astım,

• KOAH,

• İnterstisyel AC hastalıkları,

• Neoplastik solunum yolu hastalıkları,

• Pulmoner Hipertansiyon,

• Kr. Bronşit,

• Pnömokonyozlar,

• Vaskülitler,

• Neoplastik hastalıklar…

RTM sistemine göre solunum sistemi hastalıklarının oluşum süreci hastalık triadı olarak ifade edilen üç aşamada gerçekleşir. Bedensel kirlenme, sistemlerin bozulması ve DNA değişikliği.

Bu üçlü birbirinden bağımsız sırada gerçekleşebilir. Ancak hastalık tablosu ortaya çıktığında triad birlikte gerçekleşmiş olur. Akciğerler bedendeki dört ana detoks organından birisi olduğu için triadın ‘bedensel kirlenme’ basamağı solunum sistemi hastalıklarında oldukça baskındır. Enfeksiyonlar ve pnömokonyozlar bedensel kirlenme konusundaki önemli örneklerdir. Detoks faaliyetlerindeki yetersizlik diğer bütün sistemleri de etkiler. Bu süreçlerle birlikte veya bu süreçleri oluşturacak şekilde etkilenen dokudaki hücrelerde ‘epigenetik DNA değişikliği’ gerçekleşir.

Solunum sisteminde sistemlerin bozulmasına en önemli örnek olarak hava yollarındaki elastikiyet kaybına bağlı olarak solunum yollarında hava hapsi veya inspirasyon (soluk alma) kapasitesinin düşmesidir.

RTM tedavi yaklaşımında, hastalık triadında ortaya çıkan bütün değişikliklerin düzeltilmesi hedeflenir.