Fizyopatoloji-Yeni Ayarlar

En değerli varlığın hayat olduğu bu evrende, hayatın idamesi de en önemli olguların başında gelir. Bu nedenle yaşamı tehdit edecek bir zorlanma ya da patojenik durumlar halinde değişiklikler yaşanır. Bu değişiklikler, genetik-çevre uyumsuzluğunun sonucunda oluşturulan ikinci ayar farklılıklarının fenotipe yansıdığı hastalıklar olarak karşımıza çıkar.

DNA üzerindeki patojenik etkiler, bedende refleks cevap şeklinde yansır ve bu durum DNA’da değişikliğe neden olmaz. Eğer patolojik süreç devam ederse, refleks cevaplarla hayatın idamesi mümkün olmadığından DNA’da farklı değişimler meydana gelir. Güçlü ve sürekli patojenlerin oluşturduğu bu değişimler DNA’da ‘ikincil ayar değişikliği’ne neden olur.

Fonksiyonel faaliyetlerin koordinasyonunda aslolan dört beden yapısının (cisim, elektrik, enerji, kanal) beraberliğidir. Bu dört beden yapısının kesiştiği ve holografik bir yapıda oluştuğu yer DNA’dır. Kronik etkenlere maruz durumunda, mevcut fonksiyonel parametreler hayatın idamesi için yeterli olmadığında, dörtlü beden yapısının kesişim noktası olan DNA’lar aktif olarak devreye girerek hayatın idamesi için yeni parametreler oluşturur. Bu parametreler hücresel düzeyde bazı değişimlerin ortaya çıkmasına neden olur. Ortaya çıkan bu değişim, bedenin hayatı sürdürmesi için ortaya koyduğu ikincil yeni ayarlarıdır.

Bedende hastalık olarak adlandırılan ikincil ayarların oluşmasında yeni hücresel düzenlemelerin de yer aldığı fizyopatolojik alt süreçler yer almaktadır. Bedenin bu noktaya gelmesinde de üç ana mekanizma görev alır. Kirlenme, sistemlerin bozulması ve DNAda epigenetik kod değişiklikleridir. Hastalık triadı olarak adlandırılan bu değişiklikler ile beden hayatın idamesi için yeni değerler ortaya koyar.

Hastalık triadı oluşumunda görev alan etkenler ne kadar farklı olursa olsun sonuç değişmez. Etkenler ile ileri düzeyde kirlenme, sistemlerde bozulmaya neden olur ve DNA’da hayatın idamesi için yeni epigenetik işleyiş düzeni oluşur. Örneğin, kanın vizkozitesini (akmazlık) artıran bir durumda bedenin yapacağı değişim aynıdır. Beden ya dolaşımı sağlamak için damar basıncını artıracak ya da dolaşımdaki gıda miktarını artırmak için yeni bir değer skalası oluşturacaktır.

Burada devreye giren mekanizma ile hücresel kalori ihtiyacını artırmak için yeni tansiyon veya kan glukoz değeri oluşturulur. Bedende işleyen fizyolojik ve fizyopatolojik süreçleri doğru yorumlanmadığı takdirde, bu ayar değişikliklerini hastalık olarak yorumlanır ve süreci ortaya çıkaran mekanizmalar baskılanarak sonuç aranır. Bu durum, bedenin yaşamın devamı için yapmak istediği değişiklikleri anlamadan, ortaya konan sonuçları baskılamaya yönelmeye neden olur.

Özetle fizyopatolojik süreç; beden üzerinde olumsuz etki yapan faktörler, bedende oluşturdukları alt yapılar ile kirlenmeye, sistemlerin bozulmasına ve DNA’da epigenetik değişikliklere neden olarak hastalık triadını oluşturur. Hastalık triadı ise fzyopatolojik süreçlerle epigenetik ve hücresel değişimlere neden olur. Sonuç olarak beden, hastalık olarak adlandırılan yeni hayati değerlere geçiş yapar.