Hücre ve DNA

İnsan vücudunun tüm bölümlerinin yapıtaşları ortak kimyasal ve yapısal özelliklere sahip ancak farklı türdeki hücrelerdir. İnsanda, yaklaşık 200 farklı hücre tipi, 20 farklı tipte yapı veya organel (hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı) bulunmaktadır. Hücrenin temel yapıtaşını oluşturan DNA (deoksiribonükleik asit), yaşamın temelini oluşturan uzun zincirli bir moleküldür.

DNA, sürekli çalışan bir moleküldür; hücresel işlevleri yerine getirmek için gerekli proteinler ve diğer molekülleri üretmek için sürekli ekspresyon (fonksiyonel protein üretirken) olurken, hücre bölünmeye hazır olduğunda replikasyon (kopyalanma) meydana gelir. DNA’lar ayrıntılarını henüz bilemediğimiz birçok bilgi aktarımında görev alan karmaşık yapılardır. DNA’ların ortaya koydukları ve fenotip olarak bedende yansıyan fenomenler öz yapılarından çok daha farklı bilgi aktarımlarının bir aracı olduklarını göstermektedir. Benzer yapıya sahip olan gen yapılarının insan bedeninde ortaya çıkardıkları ve hala bilimsel olarak anlamakta zorlandığımız görüngü/fenomenler bunun en iyi ispatıdır.

Kısaca ifade edecek olursak; DNA’lar bilgi aktarımı ile bedenin şekillenmesi ve işleyişini koordine eden ve her hücrede yerleşmiş bir merkezdir. Bunu da iki bilgi türü ile gerçekleştirir: Yapısal bilgiler ve fonksiyonel bilgiler. Yapısal bilgiler ile bedenin anatomisi şekillenirken, fonksiyonel bilgilenme ile de bedenin fizyolojik hayatı idame süreçleri şekillenir (nabız, tansiyon ve biyokimyasal değerler gibi). Bu değerlerin aktarımındaki eksiklik ve düzensizlik ise hastalık olarak isimlendirilen yeni süreçleri ortaya koyar. Bu değişiklikler aslında gen çevre uyumsuzluğunun fenotipe yansıdığı epigenetik süreçlerdir.